Toptan Mont Reklam


Beşinci Boyut Salih Demir (Cengiz Toraman ) Kimdir? Resimlerle Salih


Beşinci Boyut dizisinin sevilen oyuncularından Salih isimli ( Cengiz Toraman ) sanatçımız, Hızıraleyhisselam a yüklenen vazifeyi, filmde efendi olarak hitap edilen ak sakallı amca ile birlikte canlandırıp  çevirmektedir.



1972 yılında Eskişehir'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Eskişehir'de tamamladı. 1989 yılında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü'ne girdi

Aynı yıl Eskişehir Halkevi'nde amatör tiyatro çalışmalarına başladı. Bu süreçte çeşitli oyunlarda amatörce sürdürdüğü oyunculuk çalışmalarının yanı sıra; Ferhan Şensoy'un Şahları da Vururlar, Erman Canatan'ın Batakhane Güzeli, www.elestiriyoruz.com Oktay Arayıcı'nın Bir Ölümün Toplumsal Anatomisi oyunlarının özgün müziklerini besteledi.

Beşinci Boyut Salih Demir (Cengiz Toraman ) Kimdir? Resimlerle Salih

1992 yılında Maden Mühendisliği'ni son sınıftan bırakarak, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Tiyatro Oyunculuğu Ana Sanat Dalına girdi. Konservatuvar öğrenciliği sürecinde, Ergin Orbey'in yönettiği Antigone, Dinçer Sümer'in yönettiği Martı, www.elestiriyoruz.com Ned Bobkof'un yönettiği Ziyaret ve Murat Karasu'nun yönettiği Oyun Nasıl Oynanmalı adlı oyunlarda oynadı.

Yine bu süre içinde amatör tiyatro çalışmalarına çalıştırıcı olarak devam etti. Çeşitli amatör üniversite topluluklarına temel tiyatro dersleri verdi. www.elestiriyoruz.com Nâzım Hikmet?ten derlediği bir kolajı, bu dersler bağlamında sahneye koydu.

Beşinci Boyut Salih Demir (Cengiz Toraman ) Kimdir? Resimlerle Salih

Yazdığı Kutup Yıldızı adlı çocuk oyunu, 2001 yılında Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda iki sezon oynadı. 2002-2003 öğretim yılında Tennesse Williams ın Arzu Tramvayı adlı oyununu sahneye koydu.

2002-2005 yılları arasında konservatuvarda oyunculuk ve sahne çalışması derslerini verdi. www.elestiriyoruz.com 2005 yılında konservatuvardaki görevinden ayrılarak televizyonda oyunculuk yapmaya başladı.

2007 yılında "OLMAK YA DA OLMAMAK (Adaylar ve Eğitmenler İçin Oyunculuk Sınavlarına Hazırlık Kılavuzu)" adlı kitabı yayımlandı.

Amatör olarak gitar, ud, buzuki çalmakta, şarkı söylemekte ve beste yapmaktadır.

Beşinci Boyut Salih Demir (Cengiz Toraman ) Kimdir? Resimlerle Salih

SAMİMİ  ARKADAŞININ  CENGİZ TORAMAN HAKKINDA SÖYLEDİKLERİ

Cengiz Toraman, “Eski Amatör Eskişehir Halk Evi Tiyatro grubundan hocamdır. Ben o zamanlar lise ye giderdim. O’ da Anadolu Üniversitesi’ nde araştırma görevlisiydi. İri yapılı bir vücudu, gamzeli bir yüzü vardı. Siyah çerçeveli gözlük takardı. Ben de o gözlüklere meraklıydım o zamanlar. www.elestiriyoruz.com Bir sefer istedim, verdi. Taktım gözüme. "Çıkar" dedi. "Mecbur kalmadıkça gözlük takma. O güzel yüzünü bu çerçeveyle kapatma" dedi. O açıdan hiç bakmamıştım gözlük olayına.  Etrafımdaki olaylara değişik gözlerle bakmayı ondan öğrendim ilk. O ayrıca “entelektüel” olmanın sözlük anlamını bizlere yaşayarak öğreten adamdı.

Prova aralarında genel kültürünü konuştururdu hep. “Bir insan, bu kadar bilgiyi beyninde nerelere sığdırabilir?” diye hayretler içinde kalırdım. www.elestiriyoruz.com Cengiz Hoca ayrıca çok yetenekliydi. Gitar çalar, şarkı söyler, çok güzel şiir okurdu. Nazım Hikmet’ in

Beşinci Boyut Salih Demir (Cengiz Toraman ) Kimdir? Resimlerle Salih

ŞEHİR AKŞAM VE SEN

(Koynumda çırılçıplaksınız

Şehir, akşam ve sen

Aydınlığınız yüzüme vuruyor

Bir de saçlarınızın kokusu.

Bu çarpan yürek kimin

Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan

Senin mi şehrin mi akşamın mı yoksa benimkisi mi?

Akşam nerde bitiyor nerde başlıyor şehir

Şehir nerde bitiyor sen nerde başlıyorsun

Ben nerde bitip nerde başlıyorum? )

 Beşinci Boyut Salih Demir (Cengiz Toraman ) Kimdir? Resimlerle Salih

şiirine beste yapmıştır. Bu şarkıyı, Nazım Hikmet’ in ölüm yıldönümü dolayısıyla  hazırladığımız “Memleketimden İnsan Manzaraları” adlı şiir dramatizasyonunu sahnelediğimiz gece söyledi ve çok alkış aldı bu şarkıyla.; gerçekten mükemmeldir. www.elestiriyoruz.com

Prova aralarında birçok Nazım Hikmet şiiri okurdu bize.




MASALLARIN MASALI
Su basında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.

Su basında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.

Su basında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de günesin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su basında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, günesin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Su basında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...

Su basında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze..

 

Nazım HİKMET

 

şiirini ilk ondan duymuştum, çok güzel okur.

 

Ayrıca Provalarda Bertolt Brecht’ in şiirlerinden de okurdu. Aklımda kalan bir tanesi:

 

 

İYİLİK ÜZERİNE

 

Anladık iyisin,

Ama neye yarıyor iyiliğin.

 

Seni kimse satın alamaz,

Eve düşen yıldırım da

Satın alınmaz

Anladık dediğin dedik,

Ama dediğin ne?

Doğrusun, söylersin düşündüğünü,

Ama düşündüğün ne?

Yüreklisin,

Kime karşı?

Akıllısın,

Yararı kime?

Gözetmezsin kendi çıkarını,

Peki gözettiğin kimin ki?

Dostluğuna diyecek yok ya,

Dostların kimler?

 

Şimdi bizi iyi dinle:

Düşmanımızsın sen bizim

Dikeceğiz seni bir duvarın dibine

Ama madem bir sürü iyi yönün var

Dikeceğiz seni iyi bir duvarın dibine

İyi tüfeklerden çıkan

İyi kurşunlarla vuracağız seni

Sonra da gömeceğiz

İyi bir kürekle

İyi bir toprağa.

        

Güler güzlü etrafına pozitif enerji yayan biridir Cengiz Hoca, bir insan olarak da her zaman takdir edilesidir ve çok Nezaketli biridir ayrıca. Cep telefonları çoluk çocuğun eline düşmemişken onun bir tane vardı. www.elestiriyoruz.com Bir gün "Lysistrata" oyununun provasındayken çaldı telefon ve dışarı çıktı. Tekrar döndüğünde : "arkadaşlar, annem rahatsız. Onun için açık bıraktım, hepinizden özür dilerim." dedi ve prova aynen kaldığı yerden hiç kesinti olmamış gibi devam edebildi.

Yine bir gün Anadolu üniversitesinin düzenlediği 20 günlük amatör tiyatro gruplarına yönelik kurstayız. Sabahları bize ısınma çalışmaları yaptırıyor. Anadolu üniversitesi sahne sanatları bölümünden başlayan kısa yolculuğumuzu, koşmak suretiyle Anadolu üniversitesi Yunus Emre Kampusü’ nün tam ortasındaki,  www.elestiriyoruz.com "Japon bahçesi" denilen yemyeşil, güzel bahçeye gelip ısınma hareketlerimizi yaptıktan sonra , oradan da tekrar bölümün önündeki, Efes tiyatrolarının minik taklidi olan ve Cengiz hocanın’ sa, “Abuzürt Tiyatro” dediği minik tiyatronun önünde bitiyoruz..

Bu keyifli yolculuk sırasında yoldan geçenlere en neşeli halimizle "Günaydın!" dememizi istiyor. Herkese "günaydın" diyoruz. Çok şaşırıyor duyanlar, gülücükler beliriyor yüzlerinde onlar da bize "Günaydın" diyorlar. www.elestiriyoruz.com İşte Cengiz Hoca böyle güler yüzlü böyle cana yakın biridir.

 

Cengiz Hoca hep bir kızı olsun isterdi. “Neden kız istiyorsunuz illa?” Diye sormuştum bir gün ve bana şöyle dedi: “Bu toplumda erkekler bir şekilde yer etmişler. Hayatları bayanlara nazaran daha kolay yürüyebiliyor bir çok durumda.” dedi. “Ben de kız evlat yetiştirmek istiyorum, böyle bir ortamda ki benim kız evladım istediği gibi yaşasın. Yani en azından bir kız bu şartlarda yaşamamış olsun. www.elestiriyoruz.com

 

 

Yeni türkü dinleyince aklıma geldi birden Cengiz Hoca. Çünkü Yeni Türkü’ nün, Murat Han Mungan’ ın

İSTERSEN HİÇ BAŞLAMASIN

İstersen hiç başlamasın
Bu hikaye eksik kalsın
Onca yaraların ardından
Yeni bir aşk yaratamazsın

Örselenmiş bir çocukluk
İşte benim bütün hikayem
Kaç sevda geçse de yüreğimden
Bu yıkıntıları onaramazsın

İstersen hiç başlamasın
Geç kalmışız birbirimize
Yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl
Dönemeyiz artık ilk gençliğimize
İstersen hiç başlamasın
Söz verelim kendimize

 

 

 

 

Dizelerine besteledikleri bu şarkıyı ilk O’ ndan dinlemiştim; çok da güzel söylemişti. Sonra gidip Yeni Türkü’ nün kasetini almıştım. Bu şarkıyı tek kişilik oyunu “Şahmeran' ın Bacakları” ndan sonra söylemişti. Bu performansı herkes görmeli. Kendi yazıp oynadığı tek kişilik bu oyun çok keyifliydi.

Cengiz Hocayla en son halkevi tiyatrolarında yönettiği Lysistrata oyununda beraberdik. Hiç önemli olmayan bir rolüm vardı orda. www.elestiriyoruz.com Bu oyundan önce Nazım Hikmet in “Memleketimden İnsan Manzaraları” kitabından bir bölümün şiir dramatizasyonunu yapmıştık. Orda bana çok önemli bir rol verdi. Sadece "hayır" diyecektim. Ama bu hayır kitabın o bölümünün ana fikri gibiydi. Çünkü Gabriel isimli bir devrimciye "iltica et hayatın kurtulur." diyeceklerdi ve o da "hayır" diyecekti. Bu önemli bir durum, her devrimci bunun için ölür. "hayır" der ve ölür ama ölürken gururludur. Bunu şimdi anlıyorum ben. O zamanlar liseye gidiyordum ve bir bakıma mecburen bulunuyordum o ortamda. “hayır” ın anlamını kendi içimde kavrayamadığımdan onun istediği gibi söylemiş olduğumu düşünüyorum. Bu yüzden Lysistrata da önemli rol olamadığımı düşünürdüm o zamanlar ama o hep derdi: “küçük rol yoktur küçük oyuncu” vardır. Ben o zamanlar buna da razı olamazdım ama sırf o öyle diyor diye, öyle düşünürdüm.

Bu oyun çok maceralı geçmişti. Prova yapacak yer bulamadık. Bulduk bu sefer arkadaşların (arkadaşlar dediğime bakmayın ablalar abiler yani) provalara geç gelmesi nedeniyle çok sinirlendi ve oyunu iptal etti. Çünkü kendisi çok düzenli ve sorumluluk sahibi biriydi. Bir gün bununla ilgili bir konuşma yaptı ve dondurdu bizi gitti: “ben” dedi “buraya emek veriyorum ve benim için önemli ve çok fedakârlık yapıyorum burası için” dedi. İngilizce kursu Anadolu üniversitesinde devam eden görevi derken günde 4 saat uyuduğunu söylerdi. Bu yüzden bu duruma hem çok sinirlenmiş hem de çok üzülmüştü. Biz de aldık takkeleri önümüze düşündük grup olarak. Çalışmalara, O olmadan bir arkadaşın evinde devam ettik. Sonra tekrar görüştük. Oyunu tekrar başlattı fakat bu seferde oynayacak yer bulamadık. www.elestiriyoruz.com Bütün emeklerimizin boşa gitmesi söz konusuydu. Bunun üzerine büyük bir piknik düzenleyip Eskişehir fidanlık mesire yerinde oyunu sergiledik. Hem bu durum  O’ nun insan mizacına da çok uygundu. Orda piknik yapmak için bulunan kişiler de izleyebileceklerdi ve para vermeyeceklerdi.

 

 

Bu oyundan uzun bir süre sonra bir kere ziyaretine gittim, Anadolu Üniversitesi  içinde staj yaparken. odasının bulunduğu koridor gür sesiyle inliyordu. “Yaşasın!” dedim “yerinde demek ki.” Telefon da konuşuyordu keyifle. İçeri girdim, otur işareti yaptı. Telefondaki eşi Duru Hanım’ dı. Adı gibi dupduru güzelliği olan sarışın ufak tefek bir kadındı Duru hanım. Duru hanım, bir telefon numarası yazdırıyor. Cengiz Hoca’ da telefonun tuşlarına basıyordu. Sonra bastı kahkahayı “Ah karıcım” dedi “Sen olmasan ben napardım? Tuşlara basıyormuşum yahu” dedi ve yine güldü. (Allah neşeni bozmasın hocam.) Telefonu kapatınca bana döndü gülümseyerek “Hoş geldin” dedi. “Neler yapıyorsun uzun zaman oldu görüşmeyeli” dedi. Ben de “evet maalesef” dedim ve o ana kadar olanları kısa özet geçtim. Yakında evlenecek olmamdan bahsettim. o da bana öğütler verdi. “Çalışmalısın tabii” dedi. “Evlilik çok özel bir kurumdur” dedi. “Ceketleriniz şu askıda durmalı ve siz ceketleri alıp çıkma özgürlüğüne sahip olmalısınız” dedi. “Evliliğinizde bu ceketlerin orda asılı olması zorunluluğu olmamalı sizi tutan, istediğiniz zaman alıp çıkabilmelisiniz” dedi.

 

Cengiz Hoca’ yı son görüşümdü bu. Keşke onu şu yaşlarımda tanısaydım. Söylediklerinden alacağım çok fazla ders olurdu. Ben ona hayrandım ve sanırım bu duygu ona faklı şekilde yansıdı. Emin değilim ama ona aşık olduğumu sanıyordu galiba. Ama hiç öyle bir durum yoktu ben ona “keşke böyle bir abim ya da babam olsa” gözüyle bakardım. Bu öğretmenine aşık olma durumu çok saçma gelirdi bana hala da öyle. Babam da öğretmendi. Bir öğrencisinin babama aşık olduğunu düşünürdüm hep. Nasıl olabilir ne kadar saçma, evli barklı, çoluklu çocuklu adam. Hem yaş olarak da arada uçurumlar var.  Ne kadar anlamsız boşuna bir duygu olurdu. Ama O eminim benim ona aşık olduğumu sandı. Hocam inşallah bir gün bu yazıyla karşılaşırsınız. Keşke sizin gibi bir babam ya da abim olsaydı.

Cengiz Hocayı artık televizyonda görüyoruz. STV’de “Beşinci Boyut “adlı bir dizide “Salih” adında bir iyilik ruhunu oynuyor. İyilik ve o yardımseverlik, güler yüz, her konuda fikri olma durumları çok uygun şeyler onun için. Bu rol de çok yakıştı bu bakımdan O’ na. Ben O’ nu tanıdığım kadarıyla bu rol ona fazla tezat olmalı bu dini inanış bakımından.. Ama O başarıyla yapıyor ve ben buna “profesyonellik” diyorum. Tebrik edilesi.

Zamanın çocuk düşleriyle bir senaryo yazmıştım ve bunu hayata geçirmesi için ondan yardım istemiştim. Ne büyük cesaretmiş. Bana o zaman “bunlar gecekondu kızı hayali” demişti. Ayrıca “dizilerde oynamak etik değildir” demişti. Söylediğini yutacak biri değil bu sorunun cevabını merak ediyorum.

Cengiz Hoca’ nın insanı içini ısıtan o Allah vergisi gülüşünden alacağımız çok ders var. O gülüş çok güzel bir şekilde değerlendirildi. Şimdi o gülüşüyle insanlara güzel şeylerin varlığını hatırlatıyor. Bir gün o gülüşüyle bir poz vermesini istemiştim. “Hocam güzel gülün de gamzeleriniz de çıksın.” demiştim. İşte o zamn objektifime böyle  gülümsemişti:



O 20 günlük tiyatro kursunun sonunda herkesten hatıra defterime bir şeyler yazmasını rica etmiştim. Cengiz Hoca bunları yazmıştı:

 


 

Geceyi süpürüp günü getirmek için çaba gösteren herkese (Hocam başta size) “Sevgi!” ve “Selam!” olsun. Saygılarımla..

 






Facebook'a Ekle Cevap Yaz
General
Temmuz 11, 2010, 12:26:31 ÖÖ


Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Etiket:
Sayfa: [1] 2  Hepsi   Yukarı git
Yanıtla | Yazdır

Toptan Mont
TinyPortal v1.0 beta 3 © Bloc