Toptan Mont Reklam


Kuranda geçen firavun ile ilgili ayetler

konu etiketleri:kuranda geçen firavun ile ilgili ayetler,firavun hakkında ayetler,firavun





Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla


Sizi, dayanılmaz işkencelere uğrattıklarında, Firavun ailesinin elinden kurtardığımızı hatırlayın. Onlar, kadınlarınızı diri bırakıp, erkek çocuklarınızı boğazlıyorlardı. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir imtihan vardı.   


(BAKARA SURESİ / 49)


Ve sizin için denizi ikiye yarıp sizi kurtardığımızı ve Firavun'un adamlarını -gözlerinizin önünde- boğduğumuzu hatırlayın.   


(BAKARA SURESİ / 50)


Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.   


(AL-İ İMRAN SURESİ / 11)


Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.   


(A'RAF SURESİ / 103)


Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (gönderilme) bir elçiyim."   


(A'RAF SURESİ / 104)


(Firavun) Dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım)."   


(A'RAF SURESİ / 106)


Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür.";   


(A'RAF SURESİ / 109)


"Sizi topraklarınızdan sürüp-çıkarmak istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?"   


(A'RAF SURESİ / 110)


Dediler ki: "Onu ve kardeşini şimdilik bekletiver (vereceğin cezayı ertele), şehirlere de toplayıcılar yolla";   


(A'RAF SURESİ / 111)


"Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler."   


(A'RAF SURESİ / 112)


Sihirbazlar Firavun'a gelip dediler ki: "Eğer biz galip olursak, herhalde bize bir karşılık (armağan) var, değil mi?"   


(A'RAF SURESİ / 113)


"Evet" dedi. "(O zaman) Siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız."   


(A'RAF SURESİ / 114)


Dediler ki: "Ey Musa (ilkin) sen mi atmak istersin, yoksa biz mi atalım?"   


(A'RAF SURESİ / 115)


(Musa:) "Siz atın" dedi. (Asalarını) atıverince, insanların gözlerini büyüleyiverdiler, onları dehşete düşürdüler ve (ortaya) büyük bir sihir getirmiş oldular.   


(A'RAF SURESİ / 116)


Biz de Musa'ya: "Asanı fırlatıver" diye vahyettik. (O da fırlatıverince) bir de baktılar ki, o bütün uydurduklarını derleyip-toparlayıp yutuyor.   


(A'RAF SURESİ / 117)


Böylece hak yerini buldu, onların bütün yapmakta oldukları geçersiz kaldı.   


(A'RAF SURESİ / 118)


Orada yenilmiş oldular ve küçük düşmüşler olarak tersyüz çevrildiler.   


(A'RAF SURESİ / 119)


Ve sihirbazlar secdeye kapandılar.   


(A'RAF SURESİ / 120)


"Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.   


(A'RAF SURESİ / 121)


"Musa'nın ve Harun'un Rabbine..."   


(A'RAF SURESİ / 122)


Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz."   


(A'RAF SURESİ / 123)


Muhakkak ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi idam edeceğim."   


(A'RAF SURESİ / 124)


(Onlar da:) "Biz de şüphesiz Rabbimize döneceğiz" dediler.   


(A'RAF SURESİ / 125)


Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimizin ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. "Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür."   


(A'RAF SURESİ / 126)


Firavun kavminin önde gelenleri, dediler ki: "Musa ve kavmini bu toprakta (Mısır'da) bozgunculuk çıkarmaları, seni ve ilahlarını terketmeleri için mi (serbest) bırakacaksın?" (Firavun) Dedi ki: "Erkek çocuklarını öldüreceğiz ve kadınlarını sağ bırakacağız. Hiç şüphesiz biz, onlara karşı kahir bir üstünlüğe sahibiz."   


(A'RAF SURESİ / 127)


Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi.   


(A'RAF SURESİ / 128)


Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi.   


(A'RAF SURESİ / 129)


Andolsun, biz de Firavun aile (çevre)sini belki öğüt alıp düşünürler diye yıllar yılı kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık.   


(A'RAF SURESİ / 130)


Onlara bir iyilik geldiği zaman "Bu bizim için" dediler; onlara bir kötülük isabet ettiğinde (bunu da) Musa ve beraberindekilerin bir uğursuzluğu olarak yorumlarlardı. Haberiniz olsun, Allah katında asıl uğursuz olanlar kendileridir; ama onların çoğu bilmezler.   


(A'RAF SURESİ / 131)


Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz" dediler.   


(A'RAF SURESİ / 132)


Bunun üzerine, ayrı ayrı mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, buğday güvesi, kurbağa ve kan musallat kıldık. Yine büyüklük tasladılar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.   


(A'RAF SURESİ / 133)


Başlarına iğrenç bir azab çökünce, dediler ki: "Ey Musa, Rabbine -sana verdiği ahid adına- bizim için dua et. Eğer bu iğrenç azabı üzerimizden çekip-giderirsen, andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını seninle göndereceğiz.   


(A'RAF SURESİ / 134)



Ne zaman ki, onların erişebilecekleri bir süreye kadar, o iğrenç azabı çekip-giderdik, onlar yine andlarını bozdular.   


(A'RAF SURESİ / 135)


Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.   


(A'RAF SURESİ / 136)


Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.   


(A'RAF SURESİ / 137)


Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi Allah'ın ayetlerini inkâr ettiler de, Allah da onları günahlarından dolayı yakalayıverdi. Şüphesiz, Allah, en büyük kuvvet sahibidir, sonuçlandırması pek şiddetlidir.   


(ENFAL SURESİ / 52)


Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.   


(ENFAL SURESİ / 53)


Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi.   


(ENFAL SURESİ / 54)



Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi.   


(YUNUS SURESİ / 75)



Onlara katımızdan hak geldiği zaman, dediler ki: "Bu, kuşkusuz apaçık bir büyüdür."   


(YUNUS SURESİ / 76)



Musa: "Size hak geldiğinde (böyle) mi söylersiniz? Bu bir büyü müdür? Oysa büyücüler, kurtuluşa ermezler" dedi.   


(YUNUS SURESİ / 77)


Onlar: "Siz ikiniz, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)dan çevirmek ve yeryüzünde büyüklük sizin olsun diye mi bize geldiniz? Biz, sizin ikinize inanacak değiliz" dediler.   


(YUNUS SURESİ / 78)


Firavun: "Bana bütün bilgin büyücüleri getirin" dedi.   


(YUNUS SURESİ / 79)


Büyücüler geldiğinde Musa: "Atacağınız şeyleri atın" dedi.   


(YUNUS SURESİ / 80)


Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizlerin (ortaya) getirdiğiniz büyüdür. Doğrusu Allah onu geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."   


(YUNUS SURESİ / 81)


Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.   


(YUNUS SURESİ / 82)



Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.   


(YUNUS SURESİ / 83)


Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer siz Allah'a iman edip müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin."   


(YUNUS SURESİ / 84)



Dediler ki: "Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne (konusu) kılma."   


(YUNUS SURESİ / 85)


"Ve bizi, kâfirler topluluğundan rahmetinle kurtar." 


(YUNUS SURESİ / 86)


Musa ve kardeşine (şöyle) vahyettik: "Mısır'da kavminiz için evler hazırlayın, evlerinizi namaz kılınan (ve kıbleye dönük) yerler yapın ve namazı dosdoğru kılın. Mü'minleri de müjdele."   


(YUNUS SURESİ / 87)


Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."   


(YUNUS SURESİ / 88)


(Allah) Dedi ki: "İkinizin duası kabul olundu. Öyleyse dosdoğru yolda devam edin ve bilgisizlerin yoluna uymayın."   


(YUNUS SURESİ / 89)


Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): "İsrailoğullarının kendisine inandığı (ilahtan) başka ilah olmadığına inandım ve ben de müslümanlardanım" dedi.   


(YUNUS SURESİ / 90)


Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın.   


(YUNUS SURESİ / 91)


Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, bizim ayetlerimizden habersizdirler.   


(YUNUS SURESİ / 92)


Andolsun, Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık olan bir delille gönderdik.   


(HUD SURESİ / 96)


Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun'un emri doğruya-götürücü (irşad edici) değildi.   


(HUD SURESİ / 97)


O, kıyamet günü kavminin önderliğine geçer, böylece onları ateşe götürmüş olur. Sonunda vardıkları yer, ne kötü bir yerdir..   


(HUD SURESİ / 98)



Onlar, burda da, kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. (Bu) Verilen bağış, ne kötü bir bağıştır.   


(HUD SURESİ / 99)


Andolsun, biz Musa'ya apaçık dokuz ayet (mucize) vermiştik; işte İsrailoğullarına sor; onlara geldiği zaman Firavun ona: "Gerçekten ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.   


(İSRA SURESİ / 101)


O da: "Andolsun, bunları görülecek belgeler olarak göklerin ve yerin Rabbinden başkasının indirmediğini sen de bilmişsin; gerçekten ben de seni yıkılmış-harab olmuş sanıyorum" demişti.   


(İSRA SURESİ / 102)


Böylelikle, onları o yerden sürüp-sarsıntıya uğratmayı istedi, biz de onu ve beraberindekileri hep- birlikte boğuverdik.   


(İSRA SURESİ / 103)


"Firavun'a git, çünkü o azmış bulunuyor."   


(TAHA SURESİ / 24)


Hani senin Rabbin, Musa'ya seslenmişti: "Zulmetmekte olan kavme git;"   


(ŞUARA SURESİ / 10)



Firavun'un kavmine, hâlâ sakınmıyorlar mı?"   


(ŞUARA SURESİ / 11)


(Gittiler ve Firavun:) Dedi ki: "Biz seni içimizde daha çocukken yetiştirip büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"   


(ŞUARA SURESİ / 18)


"Ve sen, yapacağın işi (cinayeti) de işledin; sen nankörlerdensin."   


(ŞUARA SURESİ / 19)


Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).   


(TAHA SURESİ / 20)


Dedi ki: "Onu al ve korkma, biz onu ilk durumuna çevireceğiz."   


(TAHA SURESİ / 21)


"Elini koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın."   


(TAHA SURESİ / 22)


"Öyle ki, sana büyük mucizelerimizden (birini) göstermiş olalım."   


(TAHA SURESİ / 23)


"Firavun'a git, çünkü o azmış bulunuyor."   


(TAHA SURESİ / 24)


(Firavun,) Çevresindeki önde gelenlere: "Bu" dedi, "Doğrusu bilgin bir büyücüdür."   


(ŞUARA SURESİ / 34)



"Büyüsüyle sizi yurdunuzdan sürüp çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?"   


(ŞUARA SURESİ / 35)


Dediler ki: "Bunu ve kardeşini oyala, şehirlere de toplayıcılar gönder,"   


(ŞUARA SURESİ / 36)



"Bütün uzman-bilgin büyücüleri sana getirsinler."   


(ŞUARA SURESİ / 37)


Böylelikle büyücüler, bilinen bir günün belli vaktinde bir araya getirildi.   


(ŞUARA SURESİ / 38)


Ve insanlara da: "Siz de toplanıyor musunuz? dendi."   


(ŞUARA SURESİ / 39)


"Umarız ki, eğer galip gelirse biz de büyücülere uyarız."   


(ŞUARA SURESİ / 40)


Büyücüler geldiklerinde, Firavun'a: "Şayet biz galip gelirsek, bize bir ücret var gerçekten, değil mi?" dediler.   


(ŞUARA SURESİ / 41)


"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız."   


(ŞUARA SURESİ / 42)


(Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız? Şüphesiz, o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür; öyleyse yakında bileceksiniz. Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım."   


(ŞUARA SURESİ / 49)






Facebook'a Ekle Cevap Yaz
lal
Temmuz 06, 2009, 07:52:23 ÖS


Bu mesajı alıntı ile cevaplaAlıntı

Etiket: firavun hakkında ayetler firavun 
Sayfa: [1] 2  Hepsi   Yukarı git
Yanıtla | Yazdır

Toptan Sünnet Kıyafetleri
TinyPortal v1.0 beta 3 © Bloc